Zemin ve Temel Araştırmaları
Zemin etüdü, sismik tomografi, sondaj kuyuları, inklinometre ve piyezometre ölçümleriyle yapının oturduğu zemin detaylı şekilde değerlendirildi.
İstanbul’un çok katmanlı kültürel mirasının en seçkin yapılarından biri olan Kariye Camii’nde yürütülen restorasyon, güçlendirme, konservasyon ve çevre düzenleme uygulamaları.
Kariye Camii, İstanbul’un Fatih ilçesinde yer alan, Bizans sanatı ve mimarisinin en seçkin eserlerinden biri kabul edilen bir anıt yapıdır. Tarihi 6. yüzyıla kadar uzanan yapı, 11 ve 12. yüzyıllarda Komnenos Hanedanı döneminde ihya edilmiş, 1316-1321 yılları arasında Theodoros Metokhites tarafından onarılarak mozaik ve fresklerle bezenmiştir.
İstanbul’un fethinden sonra, 1511 yılında Sadrazam Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilen yapı, zamanla sıbyan mektebi, medrese ve imaret gibi eklerle bir manzume niteliği kazanmıştır. Kariye Camii, mozaik ve freskleri, mimari katmanları ve dönem izleriyle İstanbul’un çok katmanlı kültürel mirası içinde özel bir yere sahiptir.
Kariye Camii’nde yürütülen çalışma, yalnızca bir restorasyon uygulaması değil, yapının tarihî, mimari, statik ve sanatsal değerlerinin birlikte korunmasını hedefleyen kapsamlı bir konservasyon sürecidir.
Restorasyon öncesi süreçte profesyonel fotoğraf çekimleri, UV ve yan ışık çekimleri, dönem analizleri, lidar ve lazer tarama, 3D modelleme, jeofizik araştırmalar, GPR, ultrasonik ölçümler ve yapı sağlığı izleme çalışmaları yürütüldü.
Zemin etüdü, sismik tomografi, sondaj kuyuları, inklinometre ve piyezometre ölçümleriyle yapının oturduğu zemin detaylı şekilde değerlendirildi.
GPR, ultrason, Schmidt çekici ve video endoskopi gibi tahribatsız yöntemlerle yapısal çatlaklar ve taşıyıcı sistem riskleri analiz edildi.
Mozaik, fresk ve taş rölyef yüzeylerde hasar tespit, temizlik, sağlamlaştırma ve konservasyon kararlarına esas olacak belgeleme çalışmaları yapıldı.
Kariye Camii’nde statik açıdan ciddi risk içeren yarılma ve çatlaklar tespit edildi. Cephelerde görülen çatlakların temel seviyelerine kadar uzandığı belirlendi. Yapı çevresinde ve cephelerde yapılan araştırmalar sonucunda, güçlendirme kararları bilimsel verilerle desteklendi.
Eğimli arazide konumlanan yapıda doğu yönüne doğru tespit edilen zemin hareketine karşı mini kazık uygulamaları yapıldı. Yapısal çatlak hatlarında geleneksel yöntemlerle paslanmaz tijli dikiş uygulamaları gerçekleştirildi. Tonoz, kemer ve üst örtü bölgelerinde enjeksiyon, paslanmaz hatıl ve 4D hibriteks file güçlendirme çalışmaları uygulandı.
Restorasyon sürecinde tarihi yapının ve iç mekândaki mozaik ile fresklerin atmosferik koşullardan korunması için yapıya temas etmeyen özel koruma çatısı kuruldu. Bu sistem, cephe ve üst örtü müdahalelerinin güvenli ve kontrollü biçimde yürütülmesini sağladı.
Üst örtü çalışmalarında ana kubbeden başlanarak alt kotlara doğru aşamalı bir uygulama yöntemi izlendi. 1766 yılında ahşap bağdadi sistemde yeniden ihya edilen ana kubbenin özgün ahşap elemanları belgelendi, konservasyon ve restorasyon uygulamaları gerçekleştirildi.
Yapıya temas etmeyen özel sistemle, hem yapı hem de hassas bezemeli yüzeyler dış koşullara karşı korundu.
Uygulama sürecinin güvenli, kontrollü ve yapıya zarar vermeyecek biçimde yürütülmesi için özel iskele ve örtü sistemi kuruldu.
Ahşap konstrüksiyonda özgün geçme detayları, Osmanlı çivileri ve korunması gereken ahşap elemanlar hassas şekilde ele alındı.
Üst örtüde yapıya statik yük bindiren ağır dolgular kaldırıldı, kubbe ve örtü sistemleri özgün form ve malzeme karakteri dikkate alınarak onarıldı. Kubbelerde perlit dolgu sistemiyle hafifletme yapıldı, özgün detaylar korunarak kurşun kaplama uygulamaları tamamlandı.
Yapı cephelerinde sıvalı alanlar ile taş ve tuğla almaşık örgülü yüzeylerde analizler yapıldı. Özgün olmadığı tespit edilen hasarlı sıvalar, muhdes çimento esaslı sıvalar ve derzler bilimsel veriler ışığında itina ile uzaklaştırıldı.
Taş ve tuğla yüzeylerde çürütme ve tümleme uygulamaları yapıldı. Cephelerde derzleme ve sıva uygulamaları, belirlenen harç terkibine ve özgün dokuya uygun şekilde gerçekleştirildi. Kağıt hamuru ile temizlik ve tuzdan arındırma işlemleri yapılarak cephe yüzeyleri korunmaya alındı.
Kağıt hamuru uygulamasıyla cephe yüzeylerinde kontrollü temizlik ve tuzdan arındırma çalışmaları yapıldı.
Pencere açıklıkları ve taş elemanlarda özgün karakteri koruyan onarım ve tamamlama uygulamaları gerçekleştirildi.
Yapı çevresindeki tamamlayıcı tarihî unsurlar da bütüncül koruma yaklaşımı içinde ele alındı.
Mozaik ve fresk yüzeylerde konservasyon öncesi belgeleme, hasar tespit, UV çekimi ve yan ışık incelemeleri yapıldı. Geçmiş onarımlar, özgün renk pigmentleri, yüzey bozulmaları ve sağlamlaştırma ihtiyaçları tespit edildi.
Onaylı müdahale kararları doğrultusunda mozaik ve freskli yüzeylerde saf su ile temizlik, facing uygulamaları, mikro enjeksiyonla sağlamlaştırma, tuz alma ve uygun dolgu yenileme işlemleri gerçekleştirildi. Yüzeyden ayrışmış alanlarda kontrollü sabitleme uygulamaları yapıldı.
Kariye Camii’nin yeniden ibadete uygun hale getirilmesi sürecinde, tarihî yüzeylere zarar vermeyen uygulama kararları esas alındı. İç mekân düzenlemelerinde ibadet fonksiyonu ile korunması gereken mozaik, fresk, taş ve mimari yüzeyler arasında hassas bir denge kuruldu.
Yapı içindeki düzenlemeler, cami kullanımının gerektirdiği ihtiyaçlar ile anıt eserin korunması gereken çok katmanlı kimliği birlikte değerlendirilerek tamamlandı.
Yapıda gerçekleştirilen uygulamalar, zemin ve taşıyıcı sistem güvenliğinden üst örtü ve kubbe onarımlarına, cephe ve taş-tuğla müdahalelerinden mozaik ve fresk konservasyonuna kadar çok disiplinli bir çalışma alanını kapsadı.
Taksim Yapı tarafından yürütülen uygulamalar, yapının özgün mimari karakterini, çok katmanlı tarihî kimliğini ve sanatsal değerlerini koruma hedefiyle tamamlandı.
Taksim Yapı, kültür varlıkları ve nitelikli yapı projelerinde araştırma, belgeleme, kurul koordinasyonu, saha uygulaması ve teknik yönetim süreçlerini birlikte ele alır.